Anlatayım mı?
Kırgın dallarının arasında oturup susuz geçen günlerini bir bir anıyor ve en sonunda sevilemez biri olduğuna karar veriyor. Soran olduğunda karar verdiğini söylemenin kabullenmekten daha hoş karşılanacağını düşündüğü için bunu tercih ediyor. Oturup üzerine kafa yorduğunda bunu kendisi için mi yoksa insanlar için mi yaptığını ayırt edemiyor. 'Kabullenmeye karar verdim' diyerek çözümlüyor sonunda durumu. Öyle ya da böyle sonucu değiştirmiyor hiçbir şey. Ayrılamadığı bahçesinde kendisini yargılamanın anlamsızlığına kapılıp gitmiş biri için nasıl bir çıkış yolu sunulur veya sunulabilir mi bilmiyorum açıkçası. Bu zamana kadar sunulan çıkış yollarını da bir sebepten geri çevirmiş, belki de çıkmak istemiyor bahçesinden ve bu sevilemez varoluşundan. Gerçeklikte ne kadar hak sahibi olduğu belli olmayan bir şeyi kabullenebilirken bunu neden kabul etmiyor anlayabilmiş değilim. Bazen de çok kafa yormamak gerekiyor böyle şeylere. Yaşamın akışı değiştirilemez bir gerçeklik ve eninde sonunda...