Ağıt
Kısa bir ağıt sunuyorum sizlere. Belki de bir serzeniş. Ne olduğu nihayetine bakıldığında önemini kaybeden bir sınıflandırma olarak kalıyor yalnızca. Bu yüzden hiç gerek yok her şeye bir isim vermeye. Kötü bir his, olmaması gereken bir varlık veya bozuk bir görüntü. Bir şeyler dillendirildiğinde, bir isim verildiğinde gerçek olmaya başlar. Tam olarak şu anda mideme ağır bir yük bindiren bu hisse bir isim vermeyi reddediyorum. Üzerine düşünmeyi reddedemesem bile konuşmayı ve özellikle sormayı tamamıyla reddediyorum. Bu seçimime karşı çıkan, ayaklanmayı dileyen bir yanım elbette var. Her şeye geç kaldığımı hissettiğim şu kış rüzgarı-vari hayatımda öğrendiğim en önemli şeylerden birisi de ne kadar yoğun hissedersem hissedeyim, bazı şeylerin zarardan ibaret olduğunu kabullenmek oldu. Yok oluşun sitemkâr çizgisinde ilerlerken karşıma çıkan lale tarlalarının gerçeklikten uzak olduğu kadar ben de uzak olmaya çalışıyorum bazı hislerden. Tabi her bir yanını düşünmeden olmuyor elbette. Hoşu...