Ağıt

 Kısa bir ağıt sunuyorum sizlere. Belki de bir serzeniş. Ne olduğu nihayetine bakıldığında önemini kaybeden bir sınıflandırma olarak kalıyor yalnızca. Bu yüzden hiç gerek yok her şeye bir isim vermeye. Kötü bir his, olmaması gereken bir varlık veya bozuk bir görüntü. Bir şeyler dillendirildiğinde, bir isim verildiğinde gerçek olmaya başlar. Tam olarak şu anda mideme ağır bir yük bindiren bu hisse bir isim vermeyi reddediyorum. Üzerine düşünmeyi reddedemesem bile konuşmayı ve özellikle sormayı tamamıyla reddediyorum. Bu seçimime karşı çıkan, ayaklanmayı dileyen bir yanım elbette var. Her şeye geç kaldığımı hissettiğim şu kış rüzgarı-vari hayatımda öğrendiğim en önemli şeylerden birisi de ne kadar yoğun hissedersem hissedeyim, bazı şeylerin zarardan ibaret olduğunu kabullenmek oldu. Yok oluşun sitemkâr çizgisinde ilerlerken karşıma çıkan lale tarlalarının gerçeklikten uzak olduğu kadar ben de uzak olmaya çalışıyorum bazı hislerden. Tabi her bir yanını düşünmeden olmuyor elbette. Hoşuma giden yegane yanı ise bana bir şeyler yazdırıyor olması. Gecenin bir saatinde, arap kağıdından dökülen yanan tütün parçalarının bacaklarımı ve parmaklarımı yaktığı gibi yakıyor ruhumu bu his. Yazıyorum. Beni bunun kadar iyi hissettirebilen yalnızca tek bir şey var. Oysa ne kadar ilginç bana bu cümleleri yazdıran, ruhumu kavurucu bir sıcaklığın içine hapseden şeyin aynı şey olması. Soğuk, mavi bir çizgi çektim duvarlarıma. "Kafamı her kaldırdığımda göreceğim seni!" diye zorladım kendimi. Nedeni ise simli bir kumbaranın içinde saklı. Açıp bakmaya olan merakım beni oturduğum yere çivileyen bu his ile boy ölçüşemiyor. Kimisi de yapmacık geliyor. Gayet normal. Aylardır kulağımın dibindeki bir sesin yokluğu beni nasıl rahatsız etmez? Minik bir uğultu, küçük bir dilek. Bir gece vardı, sonra yok oldu. Aklıma bile gelmiyor. Şu yılların sallantısında gelip geçen, iyi yahut kötü, bir şeyler hissettiren kim bilir neler artık aklıma gelmiyor. Mutluyken neden çıkmıyor bu cümleler? Nerede benim keyfimi ve huzurumu anlatan paragraflar!? Bir şişe şarabın üzerine yarım porsiyon çiğ köfte yemiş gibi salak hissediyorum kendimi. Zarif cümlelerin ve davranışların gündelik yaşamımdan eksilmesinin yegane sebebi benim. Daha az okumak, daha az yazmak, daha az hayal kurmak oldu buna sebep olan.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Twenty Eight

My Side

Kışın Fısıltıları