Kışın Fısıltıları

 Kapım çalınacakmış gibi hissediyorum kaç gündür. Yerimden kalkıp uzun bir koridoru geçeceğim. Renkleriyle hep olması gereken yerdeymiş gibi hissettiren halının üzerinden atacağım adımlarımı. Belki kediler de gelecek peşimden. Uzanıp kapıyı açacağım. Kafasını yana eğmiş, bir elinde market poşeti, yüzünde kocaman bir gülümseme. "Selam" diyor bana sanki zamanın geriye aktığını fark etmemiş gibi. Bir elimle uzanıp elindeki poşeti alıyorum, diğer elimle belinden tutup sıkıca çekiyorum kendime. Kurguyu bozmaktan kaçınmasa "ne o sanki yıllardır görüşmüyoruz" diyecek. Önümden ilerleyerek girecek içeri. İçimdeki gülümsemeyle kapatacağım kapıyı. Miyavlamaların arasında o gece sesiyle yatıştıracak hepimizin ruhunu. Her geçen saniye duvarlar biraz daha üzerimize kapanmıyormuş gibi devam edecek adımlarım. Mutfağa girip poşettekileri yerleştireceğim. İlgisini kedilerden ayırabildiğinde gününün nasıl geçtiğini anlatmaya başlayacak bana. Ne de olsa onun için alışık bir durum. Haftanın çoğu günü yaptığı bir şey. Kalan günlerde de eşlik edeni olduğu için anlatmak yersiz kalıyor. Elimdekileri bırakıp ona dönüyorum. Gözleri açılıyor gözlerime. Gülümsemesinin ardında yok geleceğin hiçbir keskin esintisi. "Noldu?" diye soruyor. Çığırıyor içimdeki ana aidiyetim. "Bırak, bilmesin, kalsın böyle yalvarırım."

Kapıyı çarpıp kapattığım gibi apartman boşluğunun parlak ışıkları açıyor gözlerimi. Yaşadığım şehirlerin arasındaki bariz farklardan biri daha aydınlanıyor aklımda. Yeşil, sarı ve beyaz hep ışıkları. Saat ikiyi çeyrek geçiyor. Sokaklar boş ve kışın fısıltılarıyla dolu. Aklımda dönen iki kelimesini ve şehrin fısıltılarını bastırmak için takıyorum kulaklıklarımı. Bir sigara yakmak için elimi cebime atınca fark ediyorum ardımda bıraktıklarımı. Adımlarım önce bir büfeye çıkar sonra da sahile düşer belki. Biliyorum ben bir yerlere yetişene kadar güneş doğacak kesin. Yine de atasım geliyor adımlarımı düşüncelerinde. Düşüncemin anımsattığı sessizlikleri çalmıyorsun artık kulaklarına, biliyorum. Gittikçe siliniyor arabanın aynasındaki görüntün. Hava soğuk, camlar buğulu ve düşüncelerim kışın fısıltılarıyla dolu.

- August 12 -

 I can't shake this desire off my mind. No matter what I do, I always end up thinking about it, missing it, yearning for it. I feel its aimless aggression is succeeding in disarming me because I find myself going back to those songs. I find myself actually listening to those songs. My melancholia is feasting on a mountain of misery that doesn't seem to have an end. Please, refrain from thinking that I have any regrets in this feeling. There is nothing more real to me than this sorrow, so, I cherish it. I take my time on the mountain view, take in the fresh air and gaze on these vast fields of suffering. Until I have my fill and actually move on, of course. It's not that I expect life to be any different, nor do I actively agitate it to be. I know I have a way out. It's just not the right time. Not like this. Not with the person I currently am. I will get there, I will cross those streets and knock on your door. I just don't know when. Then again, I also think that I don't need to know. Life has its own way of turning a corner. Wherever the current flows.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Twenty Eight

My Side