Kayıtlar

Mart, 2022 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

On Bin Gün

 Şöhret, şehvet ve vahşet. Günün sonunda gözlerimi kapayıp kafamı yastığıma koyduğumda aklımı esir alan düşünceler bunlar. Kış son nefesini vermeye başladı ve bir başkaldırı başladı. Ne bir endişe ne de bir kuşku. Her şey, olması gerektiği gibi. Adım adım geliyor bir şey. Bu gelen ölüm mü yoksa ölümsüzlüğün başlangıcı mı bilmiyorum. Bilmek istediğim kesinlikle söylenemez. Gözlerimi kapatıyorum ve görmek istediklerimi görüyorum. Sessizlik, savaş, isyan, aşk, tutku. Her birinin sonunda da bir haykırış. Kendisini tekrara almış kelimeler ve cümleler kazdıkları dipsiz çukurun içinde kaybolmayı tercih ediyor ansızın. Nedendir bilmem, son zamanlarda fazlasıyla İkarus'u düşünürken buluyorum kendimi. Güneşe yakın uçtu, kanatları yandı ve düştü. En azından koca bir destan bize bunları anlattı. İnanmak ya da inanmamak ise bizlere kalıyor. İnsanoğlunun engin özgür iradesinin örneğinden başka bir şey değil. Adımlarımız bizim. Seçimlerimiz bizim. Sevdiklerimiz, yaktıklarımız, dokunduklarımız biz...