Kayıtsız Sevişmelerin Eksiksiz Sonuçları
Kafamı dağıtan bir sevişmenin sonuna geldiğimde yaşanması fazlasıyla canımı sıkan bir an yaşandı. Sıralı orgazmın farklı oktavlardaki sesinin arasında düşüncelerimden "hak etmediğin zevkler yaşıyorsun" cümlesi geçti. Keyifli bir akşamı daha da keyifli bir geceye bağlayan bakışlarına hayran kaldığım kadının inlemeleri beni derinden rahatsız eder bir hal aldı. Bir an bunun için kendime kızmayı düşündüm. 'Neden bu keyifli sevişmenin ağzına sıçıyorsun ki? Bak ne güzel takılıyorsunuz, sarhoşsun ve keyfin yerinde, daha ne istiyorsun?' Kalkıp donumu giyiyor ve salona geçiyorum. Sehpadaki sigara paketinin boş olduğunu fark edince duvara fırlatıyorum. Kanepede mayışmakla meşgul kedi bir anda ürküp bana bakıyor. Yaşadığım an için kendime daha da öfkeleniyorum. Masadaki diğer paketten bir sigara alıp kanepeye atıyorum kendimi. Fişi çekili gece lambasının yandığını hayal ederek kaçmaya çalışıyorum düşüncelerimden. Göz ucuyla kapının önünden geçen kadının silüetini görüyorum. Gitmesini istiyor zihnimin her bir köşesi. Yalnız kalmak, evimin salt aidiyetine yeniden erişmeyi istiyor. Fakat gecenin bu saatinde "hadi siktir git artık" diyemeyecek kadar nazik bir kişilik barındırıyorum insanlara karşı. Hadi diyelim dedim, tamam, bir iki tartışacağız sonra kalkıp gidecek. Nasıl gidecek? Aracı yok, otobüs yok, tren yok. Kalkıp kendi evine gidebilecek bir ulaşım imkanı gecenin bu saatinde yok. Gecenin bu saatinde tek başına siniri bozuk bir şekilde kalkıp gitse ne olacak peki? Bir şekilde yolunu bulsa, o siniriyle yanlış insana yanlış bir şey söylerse ve başına bir bela alırsa ne olacak? Çeşmeden akan suyun çekingen sesi kulaklarıma vururken aklımdan geçen bu düşünceler beni daha da sinirlendiriyor. Gecenin bu saatinde kadını evinden kovacak kadar rezil bir insan mıyım ben? Neden istiyorum ki gitmesini? Neden paylaşmaktan böylesine kaçıyorum şu sikik yalnızlığımı?
Suratımın ekşidiğini hissedene kadar yenik düşüyorum aklımdan geçen düşüncelere. O anın geldiğini fark ettiğim zaman ise kanepeden kalkıyorum. Masadaki küllükte sigaramı söndürüyorum ve mutfağa gidiyorum. Karnım aç, çok terledim. Dolabı açıp sabah koyduğum su şişesini görüyorum. Şişe dediysem de bisiklet sürüşleri için aldığım su şişesi. Neredeyse bir yıldır bisiklete bile binmedim, bu şişeyi hak etmiyorum. Banyonun kapısı açıldı. Kıvırcık saçlarının arasına sıkıştırdığı o güzel gülümsemesini benden eksik etmedi. Gözlerini gözlerimden yalnızca dudaklarıma bakmak için ayırıyordu. Karşımda böyle bir kadın varken neden bu aktif sabotajın bir öncüsü oluyorum? Geldi, beni öptü, elimdeki su şişesini aldı ve biraz içti. Gözlerini gözlerimden ayırdı ve giyinmeye gitti. Su şişesini yerine bırakıp dolaptan bir bira aldım. Gecenin keyif kaynağı bilmem kaçıncı birası.
Nasıl biri olduğunu bilmiyorum, sadece güzel olduğunu ve beni tatmin edebildiğini biliyorum. Bir yere kadar tabii ki. Karşımda oturmuş elindeki telefonunda bir şeylere bakıyor. Gözlerim vücut hatlarında geziyor fakat düşüncelerim olaydan ayrılabilmiş durumda değil. Günlerim, gecelerim, hepsi benim. Dokunuşunu merak ettiklerimin ya yatağındayım ya da yatağıma alıyorum. Kolay bir iş, kıvamında bir para, sevgi dolu kediler, güzel yaz akşamları, balkonda büyümesine tanıklık ettiğim çiçekler, tadını sevdiğim biralar. Hayatıma neşe katan ve beni tatmin eden bunca şey varken neden hala hiçbirini hak etmediğimi düşünüyorum? Neden yüzüme yerleşen her bir gülümsemenin yok oluşunun destekçisi olmak zorundayım? Varoluşun ölümsüzlüğüne inanan felsefem acı denen bu illüzyonun benliğini hiçe sayabiliyorken yaşamımın birçok anını dolduran güzel şeylerin etkisine karşı neden bu kadar acımasızca mücadele ediyor? Neden hak etmediğimi düşünüyorum tüm bunları? Bu "hak etmiyorum" düşüncesinin dokunduğu birçok farklı şey var elbette hayatımda ve her birini görebilecek nitelikteyim. Fakat bu nitelik sorunun kendisine el sürmeme izin vermiyor. Her ne olursa olsun, her ne hissedersem hissedeyim, dışarıdan bakıldığında her şey bana güzel. Gözleri gözlerime değiyor. Gülümsüyorum. Kalkıp yanına gidiyorum, tutkuyla öpüyorum. Hiçbir sorun yokmuş gibi, hiçbir eksiklik yokmuş gibi sarılıyorum dudaklarına. Bir bira daha. Ben kaçıyorum.
Yorumlar
Yorum Gönder