Sadece

Arabanın dikiz aynasında kendimi görünce duraksadım. Saçlarımdaki beyazların sayısının bu kadar arttığını fark etmemişim bile. Dikiz aynasında geçen 5 saniyelik bakışta tüm hayatımı, hatalarımı, mutluluklarımı ve hüzünlerimi gördüm. Farklı olmasını istediğim şeyler, geriye dönebilsem tekrarlamayacağım hatalar. Her ne olursa olsun buna pişmanlık diyemiyorum. Farklı yolları gözlesem de yürüdüğüm yollardan pişmanlık duymuyorum. O tartışma beni bu kadar uzaklaştırmasaydı ne olurdu? Ansız bir sessizliğin içine bürünerek haftalarla birlikte zihnimin derinliklerine çekilmeseydi ne olurdu? İyiyi veya kötüyü yorumlamak, çözümlemek değil kesinlikle derdim. İnsan yalnızca merak ediyor. Zamanın durduğu zifiri karanlıkta beslediğim hislerin, dokunuşların, öpüşlerin hasreti canlanıyor insanın aklında. Oysa belki yeniden öyle hissettirmeyecek. Belki dokunuşlar yalnızca şehvette kalacak. Belki de şehvet bitince geriye kalan tutkunun bir kırıntısı bile olmayacak. Belki zaman durmayacak. Yine de kafasında yer ediniyor insanın. Kadife elbisenin tenimdeki hissi, bakışlarının içtenliği, sevişirken kıpır kıpır atan kalbim. Fakat o buz kesmiş kapının sessizlik içindeki kapanışı, ardındaki odaların hala aynı olduğuna şüphe uyandırıyor. Sadece, daha iyi olabilirdi bir şeyler.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Twenty Eight

My Side

Kışın Fısıltıları