Mavi Elbiseli Tekillik
Geçen yılın Kasım ayına bakınca uzunca, fark ediyorum ki, artık bıkmış olduğum şu hissiz, soğuk halimden kurtulmaya çok yaklaşmışım. O sıcak hissin tadına bu kadar yaklaşmışken birden çekip gitmesi beni uzun ve soğuk bir hale bürüdü. Bazen hissedemediklerimi düşünüyorum. Bazen aklım Taksim'deki o sinemaya gidiyor. Lobisinde beklediğim anlar, film, omzuma yaslanışı. Ve en önemlisi içimdeki huzur. Mesele onu aşıp aşmamak değil aslında. Onu aşalı çok oldu. Mesele arta kalanlar. O kadar boktan bir vakit ki, bir yıl önce yaşanan olayları hatırlayarak huzur bulmaya çalışıyorum. En sevdiğim günler, nasıl geçtiğine anlam veremediğim günlerdir. Öyle, tüm gün boş boş takılıp, sıkılıp, günün sonuna varınca "aa ne çabuk geçti" dediğim günler de değil. Gözlerimi açıp kapayınca biten günler. Bir anda akıp giden günler. Kısacası, onu değil, hissettiklerimi düşünüyorum. Buna özlem diyebilir miyim bilmiyorum. Bir yanım, "evet, bu hissettiğin özlem" derken, diğer yanım aslında hiçbir şey hissetmediğimi söylüyor. Şu an benim için önemli olan tek şey günlerin geçmesi. Bana, her gün, o günü geçirmeye yardımcı olacak kadar insan lazım. Tek yapmak istediğim bir kadını sevmek. Verebileceğim her şeyi ona vermek. Fedakarlıkta bulunmak. Çünkü farkına varıyorum ki, aslında fedakarlık yaptıkça ben ben oluyorum. Sevdikçe ben ben oluyorum. Bir kadını kollarımın arasına aldığımda. İçim sıcak bir hisle dolduğunda ben ben oluyorum. Şimdi farkına varıyorum ki, gerçekten, şu hayatta ihtiyaç duyduğum tek şey aşk. Bu beni güçsüz mü yapıyor, aciz mi kılıyor? Zerre sikimde değil. Tek istediğim birini sevmek. Bunu yürütebilmek. Ben gecenin beşinde beraber evden çıkıp, biraz dolandıktan sonra bir tramvaya atlamak ve Galata kulesinin tepesinden bakmak istiyorum aşağı. Bilmiyorum, herkes için aşk farklı. Ve sanırım benim için sadece sevmek ve sevilmek yeterli. Öyle ahım şahım beklentilerim de yok yani. Yanımda olsun, benimle birlikte geçirsin vaktini, yeterli. Hayal kurmak yeterli elbette. Beni en iyi sen anlıyorsun İhsan. İskeledeki kulübende birkaç şişe rakı ve bir varil dolusu ateşle sen anlıyorsun beni. Gökyüzüne her baktığımda duyduğum hasreti. Beklediğim aşkı. Vesaire vesaire vesaire. Bazen ayağa kalkıp bağırmak istiyorum yeniden. Düşüncesinin bile suratıma bir gülümseme yerleştirdiğini hissediyorum bazen. Bazen de ne kadar gerçek olmadığını düşünüyorum.
Yorumlar
Yorum Gönder