Kayıtlar

2023 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Zifiri

 "Bu akşam bira almıyor musun abi?" diye sordu tezgahın arkasındaki çocuk. Sıkkın bir surat ifadesiyle kafasını salladı. "Hava soğuk, keyfim yok, sabah iş var ve kafamın içinde dönüp duran bir şarkı var. Daha fazla bokunu çıkarmadan bitireceğim günü," dedi. Tezgahtaki çocuk gülümsedi. Aldıklarını ödedi ve büfeden çıktı. Havanın soğukluğu başka şehirdeki adımlarını hatırlattı ona. Eskisi gibi soğuk rüzgarlar vurmuyordu ama artık. Taşındığından beri hava ne kadar soğuk olursa olsun, rüzgar hiç eskisi gibi olmadı. Nostaljik bir hüzün duymak istedi ama geriye bakmanın da artık eskisi gibi bir etkisi yoktu. Klimanın aylak sesinin yazın bitişiyle ortadan kayboluşu gibi kayboldu eski gürültüleri. Yerine yenileri geldi ama rüzgarları soğuk estirecek kadar kalmadı hiçbiri. Bazı geceler, sadece bazı geceler, gecenin belirli bir saatinden sonra, belirli bir şarkı çaldığında bir an için de olsa esen o soğuk rüzgarları özlüyor. O an hızlıca sönüp gidiyor soğuk rüzgarları neden a...

Dövmeler

 Gitti. Tabloların çerçeveleri tozlandı. Yalnızca çekirgelerin sesinin geldiği o balkondaki nefesi rüzgarla birlikte süzüldü benden uzağa. Bunu hiç istememiştim. Göz yaşlarının arasından sıyrılarak ruhunu yatıştırdığım, vazgeçemediğim o yaz akşamlarının tükenmesini hiç istememiştim. Zamanla içine çekildi ve sevgi dolu cümleleri duymaz oldu. Beyaz başlıklı dolmuşun tozlu koltuklarına oturmaz, elimi tutmaz oldu yaz gözden kayboldukça. Sonbaharın minimal melankolisi oldu bize neşenin son demlerini tattıran. Varış noktası yaz bittiği gibi belli olmuş olsa da o farkında değilmiş gibi davranmayı tercih etti. Bazı akşamlar dayanamadı, döktü içindekileri. Bir cumartesi sabahı kapısını açtığı beyaz güller yüzünü gülümsetti. Üçüncü yılın ilk akşam yemeğini bir kavgayla bitirdi. Bir aralık sabahında hasta oldu ve bir ay boyunca kayboldu. Şehre yağan en güzel karlarla dolu bir akşamda oldu son güzel günümüz. Yüzümü kesen soğuk rüzgar, sesimi titreten ıssız sokaklar, şarkıların ağırlığı ve her ...

Dal

 Belki de daha küçük adımlarla başlamak lazım bir şeylere. Yıllarca sürecek bir ilişkiyi düşlemektense yalnızca gözlerinin ne kadar güzel olduğunu söylemek. Kapının ardındaki yeri düşlemek yerine kalkıp kapıya doğru yürümek. Bir kitabı bitirmek yerine birkaç cümle okumak. Hayattaki en değerli şeylerin farkında olmak onları hak ettiğimiz anlamına gelmiyor. "Keşke" demek bizi yalnızca daha da derin bir çukura sokuyor. Hala yaşıyorum. Bira, sigara, balkon ve Pink Floyd. Balkonumda akıl sağlığımı koruyorum. Gündüzleri yaşamak akıl almaz bir işkenceyken gece yarısından sonra yalnızlığım başa çıkmaya çalıştığım bir gerçeklik olmayı bırakıyor ve keyfimin vazgeçilmez bir parçası haline geliyor. Aklımdaki kadının bana verdiği kitabı bitirdim birkaç gün önce. Kendisinden vazgeçtikten sonra başlamıştım okumaya. Yazma tarzımı birebir yansıtan bir kitabı bana önermiş olması her ne kadar hoşuma gitmiş olsa da hiçbir şeyi değiştirmiyor. Ortada yapılması gereken bir seçim vardı ve yapıldı. B...

Yabancı

 Bu gökyüzünü bu kadar canlı kılan nedir? Gözlerin üzerimize değdiğinde hissettikleri, bizi parçalara ayrıştıran nedir? Belki de gerçek olma korkusu, adım atmalarını engelleyen şeydir. Bir sebep olmaksızın, bazı insanlara her zaman uzaktayız. Geçmişte yaşadıkları acılardan ve kapılarını açtıkları fırsatlardan uzaktayız. İlk başta beni yakalayan, varoluşunun zarif ve karmaşık detaylarıydı. Ancak bununla ilgili yapabileceğim herhangi bir şey, beklemek zorunda kaldı. Yeşil bir yükü sırtlanmış bir labirent ve kırmızı bir elbise, yeterliydi göklerden düşmeme. Her zaman sarı bir Mayıs günü veya gümüşten bir Kasım sabahında aşık olacağımı hayal ettim. Önceki düşüşlerim böyle olduğu için böyle düşündüm belki de. Ancak bu sefer beni şaşırttı. Çünkü ne Mayıs ne de Kasım. Öğlenlerde sarı, sabahlarda gümüş yok. Bu sefer bu dokunuşu hissetmek, kelimelere dökemeyeceğim bir keyif. Bu sefer, kırmızı bir sabah. Kan kırmızısı gökyüzünü görebiliyorum. Ayaklarımın altında toprağın kalbini hissedebiliy...

Hoş

Suda yansıyan ışıklar tüm mesafeler, Şehrin kalp atışı, en yumuşak dokunuşta, Çantamdaki şişelerin tıkırtısı kulakta, Mavi kırmızı sirenler ise dumanın yarısı. Aslında pek bir hoş yaz akşamında üşümek, Duvara sarılan çimenlerin turta-vari kokusu, Kırmızı elbisesinin askısına dokunan ruhum, Gözlerde yakınan o gülümsemeler, düşlemek. Keşke dokunuşların yazsa şu şiirlerini, Kelimelerin sessiz kaldığı her an haykırsa, Merdivenin en karanlık basamağında bulsa, Tutsa belimden ve karşılaşsa benlerimiz. Anlatabilsem sessizliğe, duvardakileri, Tabloların içinde yatan o tabancaları, Ve gözlerimin ardına dokunan o anlık, Sessiz ve hoş tüm renkleri. Şişenin açılışındaki ritmik kutlama sesi, Dilini bilmediğim bir şarkının kıvrak etkisi, Doğudan batan güneşin çaresizliği, hoş, Ve sarımtırak kokusu mayış akşamının.

Disassembled

 It's been a while since we've been somewhere like this. This being immediately after I've depleted my stock simply means that drugs work. I hadn't felt anything for more than two months but now I feel something. No, I do not want to figure out what it is and label it in some way. I'm just gonna sit here and enjoy the fact that I'm writing something, anything. Lo and behold, it feels dope as fuck.  Maybe, just maybe, it was distasteful to make that offer. Simply because my life turned into a prison/drama soap opera right after the shitstorm is mere coincidence. Nah, it may have been distasteful but I do not regret it. There is nothing good left behind. I rode the waves and I survived. Simple as that. So don't go around questioning every single decision you make. I'm done turning the other cheek to people who make me feel like shit. No more hiding, no more holding back. What needs to be done, will be done. And here it is, a very clear side note, only for ...