Dönüş

 Kış bitti. Soğuk rüzgarlar ılık meltemlere ve kapalı günler gözlerimi kamaştıran ışıltılara bıraktı yerini. Güne güzel bir saatte uyandım. Kedilerden biri ayaklarımın dibinde diğeri de kolumun altında uyuyordu. Yavaş yavaş severek uyandırdım ikisini de. Esnemeler, miyavlamalar ve peşimden koşmalarla devam etti dakikalar. Kedilere mama verip kendime de kahve yaptım. Perdeleri henüz açmamıştım o yüzden gün mü gece mi, güzel mi kötü mü hiç bilmiyordum. Sadece varoluş güzel gelmişti. İki saat sonra beraber kahvaltı yapacağım arkadaşlarımın yanına gitmeden önce açtım pencereleri. Bulutsuz, güneşli ve sıcak bir hava karşıladı beni. Kim bilir kaç ay oldu üzerime hırka almadan dolaşalı. Kahvaltıyı yaptıktan sonra diğer günlere benzer bir uyuşukluk yapışmasın istedim üzerime. "Hadi kalk, dolanalım biraz" dedim ve çıktık dışarı. Köşedeki kahveciden birer kahve alıp çıktık yola. Sahil kenarında bir yere çektik arabayı. Hafta sonu, her yer insan doluydu fakat fark edilmediler bile. Havaların ısınmasıyla birlikte karşımızdaki flamingoların ve pelikanların sayısı gözle sayabileceğimiz kıvamı geçmişti. Arabanın kenarında dikilip kuşları izleyerek içtik kahveleri. Güzel ve keyifli bir gün ama inan o kadar gereksiz geldi ki konuşmak, saatler boyunca belki yalnızca dört ya da beş cümle kurmuşuzdur birbirimize. Her yudumun arasında aklıma geldi ardımda kalanlar. Kimisini hatırlamak keyif verdi, kimi de canımı sıktı. Dengeyi kaçırıp güzel bir günün içine etmek istemediğimi fark edince iyice kapattım düşüncelerimi. 

Yalnızca kuşlar ve bulutsuz bir gökyüzü.

-18.03 / 04.00-

Bilmem. Eksik yeniden bir şeyler. Bazı şeyler eski döngüsünü yakaladı ve biraz rahatlattı. Evet ama eksik işte yine de bir şeyler. Günü bitirmek için yaşamak olmamalı hiçbir zaman bu varoluş. İnsan bir şeyleri istemeli, bir şeyleri beklemeli, bir şeylere gitmeli. İçime yerleşmiş depresifliğim artık eskisi gibi uzun gecelerde canımı sıkmıyor. Hayır, artık sesi bile çıkmıyor. Yalnızca yavaş yavaş siliyor renkleri zihnimden. Birer birer grileşiyor her şey ve farkına bile varmadan çekiyor beni daha da derine. Kötü hissetmiyor oluşum iyi olduğum anlamına gelir mi ki? Bilmem. İçinden çıkamadığım bir parçada geçen replikleri duyunca filmi izlemeyi teklif etmişti. Kahvaltı masasında izlemiştik bir kısmını. Düşünmek yerine yapmak kaldı en çok aklımda. Bir şeylere heveslenmek, bir şeyi istemek. Güzeldi bazı şeyler, birlikte istediğimizde.

Şöyle birkaç ay uzaklaşabilsem keşke her şeyden. Planlar, fikirler ve beklentilerin var olmadığı birkaç ay geçirmek istiyorum yalnızca. Yalnızca kendimi yeniden burada bulabilmek için. Bazen gerçekten hissettiğimde, bazen de hissedercesine kendimi düşlediğimde. Garip. Bir şeylere isteğimin kalmadığını düşünürken bir isteğimi yazmak garip. Belki de ölmemişimdir düşündüğüm kadar. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Twenty Eight

My Side

Kışın Fısıltıları